alper.jpg

HELLO!

I’m Alper Kokcu. Join my journey where I am exploring cultures and ideas via the connection of art, nature and architecture.

Sagalassos

Sagalassos

Sagalassos is an antique city, located in southwest Turkey, in Ağlasun town, Burdur city, where first traces of human date back to 12 thousand years before present. On the summer of 2018 we visited the city and the buildings in, which were revealing with years of tremendous works and we listened the proud story of the city:

Sagalassos, Türkiye’nin güneybatısında, Burdur’un Ağlasun ilçesinde bulunan, ilk yerleşim izleri 12 bin yıl öncesine kadar uzanan antik bir kenttir. Yıllarca süren muazzam bir çalışma sonucu gün yüzüne çıkarılan kenti ve binalarını 2018 yazında ziyaret ettik ve kentin mağrur hikayesine kulak verdik:


sagalassos-01.jpg

I became so popular and my boundries went over the city walls. The city center was insufficient any more, so we increased towards east. Soon this new neighbourhood was favoured by wealthy families. They built a small fountain then. They were having rest around the chilly water.

Bir dönem o kadar meşhurdum ki, sur duvarlarını aştı sınırlarım. Kent merkezi insanlara yetmiyordu artık. Doğuya doğru büyüdük hep beraber. Varlıklı kesimin yerleşim yeri oldu hemen burası. Küçük bir çeşme yaptılar bir de. Buz gibi su akardı, dinlenirlerdi avlusunda.

The Late Hellenistic Fountain (50-25 BC) /  Geç Hellenistik Çeşme (MÖ 50-25)

The Late Hellenistic Fountain (50-25 BC) / Geç Hellenistik Çeşme (MÖ 50-25)

sagalassos-03-hellenistic-fountain.jpg
The fountain was reconstructed in 1997. The original water source was found during the excavation works and now it fills the fountain again. /  Çeşmenin restorasyonu 1997 yılında tamamlanmıştır ve kazılar sırasında kendi su kaynağının bulunmasıyla, çeşmeye yeniden su bağlanabilmiştir.

The fountain was reconstructed in 1997. The original water source was found during the excavation works and now it fills the fountain again. / Çeşmenin restorasyonu 1997 yılında tamamlanmıştır ve kazılar sırasında kendi su kaynağının bulunmasıyla, çeşmeye yeniden su bağlanabilmiştir.


We of ocurse had better days too. Emperor Hadrian declared me as the official center of the Imperial Cult for the province of Pisidia. My name was known in every corner. A theatre, bigger than we need, were built looking to Alexander Hill with a beautiful view. But all were worth everything back then.

Daha güzel günlerimiz de oldu tabii. İmparator Hadrian, tüm Pisidya bölgesinin kült merkezi ilan etmişti beni. Adım her yerde biliniyordu artık. İskender Tepesi’ne doğru o güzel manzaraya bakan, büyük bir tiyatro yapılmıştı o dönem, ihtiyacımızdan da büyük. Ama değerdi bunlara o zamanlar.

The Theatre (120-190 AD) /  Tiyatro (MS 120-190)

The Theatre (120-190 AD) / Tiyatro (MS 120-190)

sagalassos-06-theatre.jpg
sagalassos-07-theatre.jpg
sagalassos-08-theatre-beauty.jpg
Sagalassos from theatre /  Tiyatrodan Sagalassos

Sagalassos from theatre / Tiyatrodan Sagalassos


While my fame was rapidly growing, Neons’ built a library too. It was beautiful as the Library of Celsus at Ephesus. For sure it was, how come not? This one was also dedicated to a deceased father by his son. However tons of things have changed afterwards. Around half a thousand year an earth quake ruined the city. It left a huge crack on the floor in the middle of the library hall. I could understand that, however Christians destroying the mosaic panel centuries before the earthquake, since they were symbols of pagan culture, made no sense to me. I still feel pity for that.

In fact Dioskoros worked so hard to picture how Achilles saying farewell to his mother Thetis before leaving the country to join the Trojan War. Does it matter the legend is true or not, if you just focus on a mother’s gloom?

Ünümün her yerde duyulmaya başladığı o dönemlerde, Neon’lar bir kütüphane yaptırmıştı. Efes’teki Celsus Kütüphanesi'ne benzerdi, onun kadar güzeldi. Onun gibi bir oğul tarafından ölen babasına ithafen inşa edilmişti, nasıl güzel olmasın. Çok şey değişti sonraları oysa. Yaklaşık yarım bin yıl sonra bir deprem kenti darmadağın etti. Kütüphanenin tam ortasına da koca bir yarık açtı. Bunu anlayabiliyorum da; depremden yüzlerce yıl önce gelen Hıristiyanların (çok tanrılı kültüre ait diyerek) zemindeki mozaik paneli yağmalamasını hiç anlayamadım. Hala içim acır.

Oysa Dioskoros ne kadar uğraşmıştı; Achilles’in Truva Savaşı’na gitmek üzere ülkeden ayrılırken annesi Thetis’e veda edişini resmetmişti. Destanın doğruluğunun ne önemi var, bir annenin hüznüne odaklandıktan sonra.

The Neon Library (ca. 120 AD) /  Neon Kütüphanesi (yak. MS 120)

The Neon Library (ca. 120 AD) / Neon Kütüphanesi (yak. MS 120)

sagalassos-11.jpg

How beautiful was the heroön on the northwest of the Upper Agora. How expertly were the dancing girls depicted. The most skillful craftsmen were from here after all.

Heroön was a small monument that honours a benefactor. They found the head of the statue made from Docimian marble but couldn’t find whom it belong. However it is written somewhere and I know myself for sure. But let it stay with me and let them announce it as “a monument to an anonymous benefactor”. After all isn’t it better to have an anonymous help than shouting your name loud?

Yukarı Agora’nın kuzeybatısındaki heroon da ne güzeldi. Dans eden kızlar frizi ne ustalıkla işlenmişti. En yetenekli taş ustaları buralardan çıkardı ne de olsa.

Heroonlar küçük bir tapınak gibiydi, hayırsever bir kişiyi onurlandırmak üzere yapılırdı. Dokimeion (Afyon) mermerinden yapılma heykel başını buldular ama kime adandığını hala bulamadılar. Yazıyor oysa bir yerlerde, ben biliyorum mesela. Ama o da bana kalsın, “bilinmeyen bir hayırsevere anıt” diye anılsın burası. Zaten isimsiz hayırlar sahibini haykıran yardımlardan daha makbul değil mi?

The Northwest Heroön (ca. 10 BC-10 AD) /  Kuzeybatı Heroon (MÖ 10-MS 10)

The Northwest Heroön (ca. 10 BC-10 AD) / Kuzeybatı Heroon (MÖ 10-MS 10)

Upper Agora from heroön /  Heroon'dan Yukarı Agora

Upper Agora from heroön / Heroon'dan Yukarı Agora


How many nameless people passed through? Some buried under, some were burned and hided in the arcosolium on the Western Necropolis, laying on a limestone rock. You could hear their names back then for sure. Not their names, nor their bodies left any more. Shouldn’t have much space for pride once you are alive then.

Ne kadar isimsiz insan geldi geçti buradan? Bir çoğu da burada gömülü, bir kısmını yaktılar, Batı Nekropol’deki kaya mezarlığına kapattılar, buradaki kireçtaşı kayalığın üzerine. İsimleri dillendirilirdi o zamanlar pek tabii. Ne isimleri kaldı, ne de vücutları şimdi. Tantanaya pek gerek yok demek ki, yaşarken hayatı.

The Arcosolia in the Northern Necropolis (100-200 AD) /  Kuzey Nekropol’ün Kaya Mezarları (MS 100-200)

The Arcosolia in the Northern Necropolis (100-200 AD) / Kuzey Nekropol’ün Kaya Mezarları (MS 100-200)

Beautiful view from Sagalassos /  Sagalassos'tan şahane manzara

Beautiful view from Sagalassos / Sagalassos'tan şahane manzara


There was also a city council (bouleuterion) slightly above the Upper Agora, just next to it. They were proud of democracy here and also of their military prowess. Outside of the building there were the busts of Ares and Athena.

Well, during Roman period, civil institutions were dominated by elite families, replacing democracy with oligarchy. They even built a basilica in its courtyard after centuries. No trace from that one as well though.

Yukarı Agora’nın hemen dibinde ona biraz yukarıdan bakan kent meclis binası vardı bir de. Gurur duyulurdu o zamanlar buradaki demokrasiyle, bir de güçlü savaşçı kimlikleriyle. Meclis binasının dışı Ares ve Athena büstleriyle süslenmişti.

Hoş, sonradan Roma Dönemi’nde yönetime seçkinler hakim oldu, demokrasi yerini oligarşiye bıraktı. Hatta yüzyıllar sonra binanın iç avlusuna küçük bir de kilise kondurmuşlardı. Ondan da eser yok şimdi ya, neyse.

The Bouleuterion (100 BC) /  Kent Meclisi (MÖ 100)

The Bouleuterion (100 BC) / Kent Meclisi (MÖ 100)

Upper Agora from the Bouleuterion /  Meclis binasından Yukarı Agora

Upper Agora from the Bouleuterion / Meclis binasından Yukarı Agora


They were calling me with the Antonine Fountain built on the north of the Upper Agora. Seven different types of stones were used, sure we had a lot of masters. They decorated richly this 9 meter high piece, underlining the golden age of Emperor Augustus. This fountain was dedicated to Dionysus, the god of the vine. They added some more statues and later all were collapsed by Christians: Nemesis, Apollo, Asklepios, Koronis.They did not touch one however, maybe because of the strange decisions of human: They left Nemesis, the Goddess of retribution. An earthquake ruined her later, as if justifiying their beliefs.  

Yukarı Agora’nın kuzeyine yapılan görkemli Antoninler Çeşmesi ile anarlardı beni. Yedi farklı renk taş kullanılmıştı, bu konuda ustamız çoktu. Zengin şekilde süslemişlerdi 9 metre yüksekliğindeki bu eseri, İmparator Augustus’un altın çağının altını çizercesine. Şarap ve keyif tanrısı Dionysos’a adanmıştı bu çeşme. Sonradan başka heykeller de eklediler ve daha sonradan da Hıristiyanlar hepsini indirdiler: Nemesis, Apollo, Asklepios, Koronis. Birine dokunmadılar gerçi, garip davranabiliyor malum insanlar bazen, ondan herhalde; adalet ve intikam tanrıçası Nemesis’i bıraktılar ayakta. Deprem yıktı onu sonra, inançlarını haklı çıkarırcasına.

The Antonine Nymphaeum (160-180 AD) /  Antoninler Çeşmesi (MS 160-180)

The Antonine Nymphaeum (160-180 AD) / Antoninler Çeşmesi (MS 160-180)

sagalassos-19-antonine-fountain.jpg
sagalassos-20-upper-agora.jpg
The reconstruction works of the fountain were completed in 2010 and the water was brought here from the Late Hellenistic fountain. /  Çeşmenin restorasyonun tamamlandığı 2010 yılında, Geç Helenistik Çeşme’ye ait aktif kaynak suyu taşınarak şelaleden yeniden akması sağlanmıştır.

The reconstruction works of the fountain were completed in 2010 and the water was brought here from the Late Hellenistic fountain. / Çeşmenin restorasyonun tamamlandığı 2010 yılında, Geç Helenistik Çeşme’ye ait aktif kaynak suyu taşınarak şelaleden yeniden akması sağlanmıştır.


A market (macellum) for luxury products was built on the south of the Upper Agora. Jewellery, glass, metal, decorative objects, musical instruments. Servants of the wealthy came here to shop. The building was dedicated to Emperor Commodus. Well, later his name was erased from all of the inscriptions after his condemnation of memory. Probably they wouldn’t bother if they would know the recent situation of the building.

Yukarı Agora’nın güneyinde de pahalı ürünlerin satıldığı bir pazar binası (macellum) yapıldı. Mücevherler, cam, metal, dekoratif eşyalar, müzik aletleri. Varlıklı ailelerin hizmetkarları gelirdi buraya. Bina İmparator Commodus’a ithaf edildi. Hoş, sonra ismini lanetlediler de adı bina üzerindeki yazıtlardan silindi. Binanın bu hale geleceğini bilseler zahmet etmezlerdi herhalde.

Macellum, a market for luxury products and tholos in the middle of the yard (190 AD) /  Macellum, lüks ürünler pazarı ve avlu ortasında tholos (MS 190)  

Macellum, a market for luxury products and tholos in the middle of the yard (190 AD) / Macellum, lüks ürünler pazarı ve avlu ortasında tholos (MS 190)  


There was also the Hadrianic Fountain, more imposing than the Antonine Fountain. Although it was 17 m high two-storey monumental fountain, they could find only the lowest part of it. The fountain was visible while entering the city from the Colonnaded Street. The fountain was commissioned by Piso, the first Roman knight of Sagalassos. He dedicated the monument to Emperor Hadrian. People here were trying to build connections with Rome. Now all are in the same place, both Romans and ours, all under the ground.

Bir de Hadrian Çeşmesi vardı ki, Antoninler Çeşmesi’nden de heybetli. Yıkıntılardan anca alt kısmını çıkarabildiler, oysa iki katlı anıtsal bir çeşmeydi 17 metre yüksekliğinde. Daha sütunlu caddeden kente girerken görülürdü uzaktan. Sagalassos’un ilk Roma şövalyesi Piso’nun vasiyetiydi bu yapı. İmparator Hadrian’a ithaf etti o da anıtı. O dönem Roma’ya yakınlık göstermek derdindeydi buradakiler. Şimdi Roma’dakiler de bir, buradakiler de; hepsi toprak altında.

The Hadrianic Nymphaeum (129-132 AD) /  Hadrian Çeşmesi (MS 129-132)

The Hadrianic Nymphaeum (129-132 AD) / Hadrian Çeşmesi (MS 129-132)


The real story was going on the Lower Agora while all good seems to be located up part of the town. Around the shops and workshops regular citizens were talking about their troubles and joys. Trade was alive here, as well as the friendly chats. The real city center was here while the leaders were up.

Bütün güzellikler kentin yukarılarında gibi görünür ama esas hikaye Aşağı Agora’daydı. Lokantaların, dükkanların etrafında sıradan insanların dertleri, sevinçleri dillendirilirdi. Ticaret burada döner, arkadaşça sohbetler burada yapılırdı. Kentin önde gelenleri yukarıda olsalar da, esas kent merkezi burasıydı.

Reaching the Lower Agora from up /  Aşağı Agora'ya yukarıdan ulaşım

Reaching the Lower Agora from up / Aşağı Agora'ya yukarıdan ulaşım

The Lower Agora (27 BC-14 AD) /  Aşağı Agora (MÖ 27-MS 14)

The Lower Agora (27 BC-14 AD) / Aşağı Agora (MÖ 27-MS 14)

Severan Nymphaeum on the Lower Agora /  Aşağı Agora’da Severuslar Çeşmesi

Severan Nymphaeum on the Lower Agora / Aşağı Agora’da Severuslar Çeşmesi

Imperial Baths from the Lower Agora /  Aşağı Agora'dan Roma Hamamı

Imperial Baths from the Lower Agora / Aşağı Agora'dan Roma Hamamı


The Lower Agora could be reached through the Colonnaded Street on the south. Both sides of the street were full of shops, eating houses and workshops as if the agora was spreading down, along the street. It is not visible but a lot of efforts have been made. Thousands of cubic meters of rock and soil were filled in. Later Emperor Tiberius added two monumental gate at both ends of the street.

Güneydeki sütunlu caddeden ulaşılırdı Aşağı Agora’ya. Caddenin iki yanında dükkanlar, işlikler, lokantalar; sanki agora aşağı kadar uzanmış, cadde boyunca yayılmıştı. Görünmez, bilinmez ama çok emek harcamışlardı bu yola. Binlerce metreküp dolgu yapılmıştı yolun altına. İmporator Tiberius caddenin iki ucuna birer anıtsal kapı da ekletmişti sonra.

The Colonnaded Street (25-50 AD) /  Sütunlu Cadde (MS 25-50)

The Colonnaded Street (25-50 AD) / Sütunlu Cadde (MS 25-50)

Entering the city from south through the Colonnaded Street /  Güneyden sütunlu caddeden şehre giriş

Entering the city from south through the Colonnaded Street / Güneyden sütunlu caddeden şehre giriş


Thousands of lives and thousands of memories passed. The names which you know are just couple, the ones which I know are countless. Well, names really matter if history is just about changing the names?

Sagalassos, Agalassu, Ağlasun, ...

Binlerce hayat, binlerce anı aktı buradan. İsmi sana kadar ulaşanı bir avuç, benim bildiklerimse sayısız. Hoş tarih dediğin isimlerle oynamaksa zaten, ismin ne önemi var gerçekte?

Sagalassos, Agalassu, Ağlasun, ...

sagalassos-30.jpg

* Sagalassos is a Luwian name. Luwians are an old Anatolian civilizations dates back to 2000 BC. In the 11th century AD a bishop of Agalassu is recorded. When the Seljuk Turks arrived, they must have adopted the name and converted to Ağlasun.

* Sagalassos, Luvice bir isimdir. Luviler, tarihleri MÖ 2000 yılına kadar uzanan eski bir Anadolu medeniyeti idi. MS 11nci yüzyılda buranın psikoposu kayıtlara “Agalassu Psikoposu” olarak geçmiştir. Daha sonra gelen Selçuklu Türkleri de bu ismi benimsemiş ve Ağlasun’a uyarlamış olmalılar.

** Sagalassos excavation works are done under the direction of Professor Marc Waelkens, known as Mark Bey (Mr. Mark) in the region, and by the support of restoration specialist Semih Ercan, dozen of workers and both local and foreign donors with years of efforts and strong devotion. As a result of this precious engagement, Sagalassos ancient city was taken to the tentative list of Unesco World Heritage Centre in 2009.

The site of Sagalassos remains almost completely preserved, thanks to being hided under the soil erosion and the relatively secluded location. This is in fact, one of the main features which makes it so precious. There are very few samples where a middle sized ancient city in such a well preserved state.  Besides this, with its at least thousand years of continuous pottery production, Sagalassos has become the longest non-stop producing potters' centre of classical antiquity.

The efforts done and being done for Sagalassos is priceless. I am grateful to everyone involved in this project.

** Sagalassos kazı çalışmaları, yörede Mark Bey olarak bilinen Belçikalı arkeolog Profesör Marc Waelkens önderliğinde, restorasyon uzmanı Semih Ercan’ın, onlarca çalışanın ve yerli - yabancı sponsorların desteğiyle yıllar süren çaba ve özveriyle gerçekleştirildi. Bu değerli uğraşlar sonunda Sagalassos antik kenti, 2009 yılında UNESCO Geçici Miras Listesi’ne alındı.

Yıkıntıların erozyon altında uzun süre saklı kalması ve kentin nisbeten sapa bir yerde bulunması ve yağmalanmaktan kurtulması sayesinde Sagalassos’tan bize çok fazla eser ulaşabilmiştir. Onu bu kadar değerli kılan özelliklerden biri de zaten budur. Orta ölçekli bir antik kentin bu kadar iyi korunmuş olduğu çok az örnek vardır. Bunun yanında, en az bin yıllık sürekli devam eden çömlek üretimiyle Sagalassos, klasik antik dönemin en uzun kesintisiz çömlek üretim merkezidir.

Sagalassos için harcanan ve harcanmakta olan çaba paha biçilemez boyuttadır. Emek veren herkese minnettarım.


Lavender Gardens

Lavender Gardens

Klang River

Klang River