alper.jpg

HELLO!

I’m Alper Kokcu. Join my journey where I am exploring cultures and ideas via the connection of art, nature and architecture.

Baltic Circle: Day 3 - 4

Baltic Circle: Day 3 - 4

We were in Lithuania on the third and forth day of our Baltic trip. Third day we visited city center and the famous Uzupio and the next day we had a walk through the modern architecture of Vilnius. You can click here and get the story of the first two days if you haven’t read it yet.

Baltık gezimizin üçüncü ve dördüncü gününde Litvanya’daydık. Üçüncü gün şehir merkezinde ve meşhur Uzupio’daydık. Sonraki gün ise Vilnius’un çağdaş mimari örnekleri arasında bir yürüyüş yaptık. Henüz okumadıysan, ilk iki günün hikayesine buraya tıklayarak ulaşabilirsin.


baltic-circle-0301-vilnius.jpg

Day 3. Vilnius City Center and Uzupio

First day was on the road and the second day was on the border. So at last on third day we were on our feet and started to discover Vilnius, when our phones were showing -22 degree of weather in the morning.

Gün 3. Vilnius Şehir Merkezi ve Uzupio

İlk gün yolda geçti ve ikinci gün sınırda. Üçüncü gün sonunda ayaklarımız üzerindeydik ve telefonumuz sabah -22 derece havayı gösterirken, Vilnius’u gezmeye başladık.

baltic-circle-0302.jpg

First we visited the Museum of Genocide Victims, aka KGB Musem. In all Baltic countries there are museums related to KGB and Soviets, we visited only this one.

İlk olarak KGB Müzesi olarak da bilinen Soykırım Kurbanları Müzesi’ne uğradık. Baltık ülkelerinin hepsinde KGB ve Sovyet temalı müzeler var, biz yalnızca buradakini ziyaret ettik.

baltic-circle-0303.jpg

You can walk in the rooms and cells. Even touch the stuff in some rooms. You can even enter the room on basement floor where they executed some prisoners. There are still bullet marks on walls. We even didn’t want to stay there, didn’t try to take a photo as well.

Bina içerisinde odaların, hücrelerin içerisine girebiliyorsunuz. Bazı odalarda da eşyalara dokunabiliyorsunuz. Hatta bodrum katta mahkûmları idam ettikleri bir odaya da girebiliyorsunuz, duvarda mermi izleri hala duruyor. Değil foto çekmek, o odada durmak bile istemedik.

baltic-circle-0304-three-muses.jpg

After the museum, we walked on the city’s main Street Gedimino. This sculpture Three Muses, is one of the most important icons of the capital. Sculptures are on the entrance of the National Drama Theater. I guess they refer to drama, comedy and tragedy. I found them a bit scary though.

Müzeden sonra Şehrin ana caddesi Gedimino’da yürüdük. Bu da, şehrin en önemli simgelerinden biri olan Üç İlham Perisi heykeli. Heykeller Ulusal Dram Tiyatrosu girişinde bulunuyor. Sanıyorum dram, komedi ve trajediye ithafen konulmuşlar. Ben biraz ürkütücü buldum gerçi.

baltic-circle-0305-vilnius-cathedral.jpg

The Vilnius Cathedral and its bell tower with odd proportions.

Vilnius Katedrali ve onun ilginç ölçekteki çan kulesi.

baltic-circle-0306.jpg

We caught a vivid ceremony inside. Although I wanted to shoot video, I didn’t want to disturb the event. However I took photo of ourselves awkwardly. At the end of the ceremony one of the priests gave us a piece of white chalk.

İçeride hareketli bir ayine denk geldik. Çok istesem de, rahatsızlık vermemek için video çekmedim. Ancak video çekemezken kendimizin fotosunu çekmişim. Bir de papazlardan biri ayin bitince elimize beyaz tebeşir parçası tutuşturdu.

baltic-circle-0307-vilnius-old-town.jpg

We walked around the old city center. All Baltic countries has such town centers with hundreds of years historical textures.

Vilnius’un eski şehir merkezinde gezindik. Baltık ülkelerinin hepsinde yüzlerce yıllık tarihi dokuyu koruyan şehir merkezleri var.

baltic-circle-0308.jpg

To feed ourselves and try some traditional tastes we visited Aline Leiciai restaurant in the old town. We tried potato dumpling cepelinia, which got its name after zeppelin due to its shape. It is made of grated potatoes stuffed with ground meat, cottage cheese or mushrooms. I also have to mention that Baltic countries love garlic.

Bu eski şehir merkezinde karnımızı doyurmak ve geleneksel tatları denemek üzere Aline Leiciai restoranına gittik. Burada ismini şeklinden ötürü zeplinden alan patates köftesi diyebileceğimiz cepelinai’yı denedik. İçi kıyma, peynir ya da mantar ile doldurulmuş patatesten yapılıyor. Bir de, Baltık ülkeleri sarımsağı çok seviyor.

baltic-circle-0309.jpg

We passed abandoned looking streets to reach Uzupio.

Uzupio’ya gitmek üzere terk edilmiş görünümlü sokaklardan geçtik.

baltic-circle-0310-uzupio.jpg

Uzupio, aka Uzupis, is a self proclaimed republic in Vilnius. It all started in 1977, when a group of artists and intellectuals claimed their independence with their own constitution and four flags for each season, where Vilnia river curls up. In fact Uzupis means behind the river.

Uzupio, ya da Uzupis, Vilnius’ta resmi olmayan özerk bir cumhuriyet. Her şey 1997’de bir grup sanatçı ve düşünürün kendi anayasaları ve her mevsim için tasarladıkları bayraklarıyla birlikte Vilnia nehrinin kıvrıldığı köşede bağımsızlıklarını ilan etmesiyle başlamış. Uzupis’in anlamı da nehrin ötesinde demekmiş.

baltic-circle-0311-uzupis.jpg

When we visited it was not that colorful place, due to cold weather maybe. Perhaps, it would be better to visit on the day when they founded, on April Fool’s Day. Maybe only then we can meet with some Uzupis people, who don’t give a damn about being not recognized by governments.

Bizim ziyaretimiz sırasında soğuk havadan mı bilemedik ama pek renkli bir yer değildi burası. Belki de, kuruldukları o manidar günde, 1 Nisan’da ziyaret etmek lazım burayı. Belki o zaman cumhuriyetlerinin tanınmıyor olmasını takmayan bu Uzupislilerle tanışma fırsatı edinebiliriz.

baltic-circle-0312-uzupio-angel.jpg

The sign of Uzupio is the angel with trumpet.

Uzupio’nun simgesi trompetli melek.

baltic-circle-0313-st-anne-church.jpg

After Uzupio it got dark and we were so cold, so we decided to visit the Catholic St. Anne Church on our way to hotel. At the entrance inside they got some animals, we caressed them, got ourselves warm and got back to the streets again.

Uzupio’dan sonra hava kararmıştı ve bizler de oldukça üşümüş olduğumuzdan otel yolumuz üzerindeki Katolik Aziz Anne Kilisesi’ni ziyaret ettik. İçeride girişinde bulunan hayvanları sevip, biraz da ısındıktan sonra çıktık.

baltic-circle-0314-sakotis.jpg

Before we went to our room in Congress Hotel, we visited a shopping mall and bought Polish – Lithuanian traditional cake Sakotis, aka tree cake. It is made of butter, egg white, sugar and flour in an oven or over an open fire. 

Congress Oteldeki odamıza gitmeden önce bir alışveriş merkezine uğrayıp Polonya – Litvanya geleneğine ait Sakotis yani ağaç keki aldık. Yağ, yumurta beyazı, şeker ve undan odun ateşinde ya da fırında pişirilerek yapılıyor.


baltic-circle-0401-neris-river.jpg

Day 4. Modern Architecture in Vilnius

When we wake up, we realized that we were not the only victims of the cold weather a day ago. Whole Neris River were completely frozen.

Gün 4. Vilnius’ta Çağdaş Mimari

Sabah uyandığımızda bir gün önceki buz gibi havanın yalnızca bizi etkilememiş olduğunu gördük. Koca Neris Nehri tamamen donmuş durumdaydı.

We reserved this day for modern architecture in Vilnius. First we visited the abandoned Vilnius Palace of Concerts and Sports. We took photos of its Wall full of graffiti.

Bugünkü gezimizi Vilnius’taki çağdaş yapılara ayırdık. Önce artık işlemeyen Vilnius Konser ve Spor Palası’na uğradık. Grafitli duvarlarının fotolarını çektik.

We walked North and saw the Prosecutor’s Office designed by KLAP.

Şehrin kuzeyine doğru yürüdük ve KLAP tarafından tasarlanmış Savcı Ofisi’ni gördük.

After a short coffee break in Europe Mall, we dropped by Swedbank’s headquarter nearby. This was the the first competition that Audrius Ambrasas Architects had won.

Avrupa alışveriş merkezinde kahve molası verdikten sonra yakınındaki Swedbank Merkez Ofisi’ne uğradık. Bu Audrius Ambrasas Mimarlık Ofisi’nin kazandığı ilk yarışma projesiymiş.

baltic-circle-0405-vilnius-national-gallery-art.jpg

The National Gallery of Art, near the bank office.

Banka binasının hemen yakınındaki Ulusal Sanat Galerisi.

baltic-circle-0406-road-of -freedom.jpg

The Road of Freedom by Tadas Gutauskas.

Tadas Gutauskas’ın Özgürlük Yolu adlı eseri.

We walked west and reached another project by Audrius Ambrasas Architects, which they call as Baltic Hearts.

Biraz daha batıya doğru yürüyüp, gene Audrius Ambrasas Mimarlık Ofisi’nin bir projesi olan ve Baltık Kalpleri dedikleri ofis binalarına ulaştık.

baltic-circle-0408-mead.jpg

After the buildings we headed south. Lithuanian midaus (mead: fermented honey) helped us to handle the cold weather.

Binalardan sonra tekrar güneye doğru yol aldık. Soğuk havayla mücadele etmemizde Litvanya midaus’u (bal likörü) bize yardım etti.

baltic-circle-0409-vilnius-saimas.jpg

We found a place near Lithuanian parlament Saimas, just after we passed to the south of the Neris River.

Neris Nehri’nin tekrar güneyine geçtiğimizde, Litvanya meclisi Saimas yakınında bir yere oturduk.

baltic-circle-0410-vilnius-submarine.jpg

The place called Submarine and their Submarino sriuba (soup) was the best dish that I’ve tired on this Baltic trip. They prepare a mixture of minced beef, red beans, hot pepper, onion and of course garlic, cover them with dough and bake. I would like to come here again.

Submarine isimli bu restoranda çorba (sriuba) başlığı altında kendi isimlerini taşıyan Submarino Sriuba tüm Baltık gezisi boyunca yediğim en lezzetli yemekti. Dana kıyma, kırmızı fasulye, acı biber, soğan ve tabii ki sarımsak karışımını tabağın üzerini tamamen hamurla kapatarak fırınlıyorlar. Bir daha gelinir.

baltic-circle-0411-pinavija.jpg

We made a tea break in Pinavija cafe, when we got back to the city center. This is a vivid place with various cakes.

Şehir merkezine vardığımızda Pinavija isimli kafede çay molası verdik. Çeşit çeşit kekin olduğu renkli bir yer.

baltic-circle-0412-namina-gira-kvass.jpg

After we walked around a bit more in the center, we went to a pub called Prepublic no.4 to eat dinner and drink some. We tried namina gira, homemade kvass. Kvass is a Slavic tradition. Mostly it is made from rye bread. Summertime kvass tanks are showing up in Russian streets.

Merkezde biraz daha gezindikten sonra akşam yemeği yemek ve bir şeyler içmek için Republic no.4 isimli bir pub’a oturduk. Namina gira, yani ev yapımı kvass denedik. Kvass bir Slav geleneği. Genelde çavdar ekmeğinden yapılan bira gibi bir içecek. Rusya’da yazın sokaklarda beliren kvass tankerlerinden satın almak mümkün olur.

baltic-circle-0413-republic-no-4.jpg

Although the dishes were just fine, the place was nice. However the young barman was too arrogant. Any kind of arrogance is bad, but the one which comes with youth is unbearable. I wouldn’t like to come here again.

Yemekler idare etse de, mekân güzeldi. Ancak barın ardındaki genç çok kibirli ve küstahtı. Kibir gençlikle birleşince hepten çekilmez oluyor. Bir daha gelinmez.

baltic-circle-0414.jpg

Entrance of an apartment building while we were going back to Congress Hotel.

Congress Otel’deki odamıza dönerken denk geldiğimiz bir apartman girişi.


Click here and continue reading the story of next two days.

Buraya tıklayarak sonraki iki günün hikayesine erişebilirsin.

Baltic Circle: Day 5 - 6

Baltic Circle: Day 5 - 6

Baltic Circle: Day 1 - 2

Baltic Circle: Day 1 - 2